HAMBURG

Tam 47 km…

Hep derim bazen hayata, koşturmacaya, çalışmaya, çabalamaya ara vermek lazım film, diziler arasındaki reklamlar gibi benim bu seferki reklam aram Hamburg yaşanacaklarıydı…

Cumartesi sabah Pegasusun tarifeli uçağıyla Adana-İstanbul-Hamburg uçtum sırt çantamla, üç günlük, ilk kez ve biraz ağrılı dizimle Hamburg’a vardık, uçaktan indik herkes pasaport kontrolüne koşturuyor tabi ki bende çünkü böyle gereksiz yerlerde zamanımı harcamaktan çok hoşnut olmam sırası gelen polisin önüne düşüyor yok artık!! Hele içlerinden birisi var dakikalarca soru yağmuruna tutuyor offf ayvayı yedim nedense hep, her seferinde bu noktadan çok korkarım ya beni almazlarsa ya geri gönderirlerse diye bir seferinde buna ramak kalmıştı yada herkese böyle davranıyorlardı üzerime alındım bir başka sefer anlatırım bunu sıra bana geldiiii dıdıdıdınnn…. içimden inşallah bu olmaz derken en asabi, en genç, en fazla sorgulayan polise düştüm mü  aa pasaportumu aldı bana baktı sadece niye geldiğimi kaç gün kalacağımı sordu ve iyi tatiller dileyip pasaportuma bam diye mühürü bastı offf ben çok mutlu  en sevimli halimle polise teşekkürler ederek hemen en dış kapıya yönlendim ne olur ne olmaz geri çağırır 🙂 Hava limanına vardığımın en mutlu olduğum anda dış kapıdan dışarı attığım ilk adımdır…

Artık Hamburg da caddelerinde yürümeye başlamıştım hava yağmurlu, çok soğuk zaman zaman rüzgarlıydı birden karamsarlığa kapılıyordum ya gezemezsem boşuna mı geldim derken içimdeki iç ses hadi Yeşim her şey çok daha iyi olacak dedi ve sanki muhteşem bir havadaymışım gibi güle oynaya yürümeye başladım ilk gün yürüdüm yürüdüm ara sokaklara girdim o kadar yoğunlaşmıştım ki hiçbir noktayı kaçırmak istemiyordum tabi gitmeden önce dersimi çalışmıştım. Ertesi sabah yani Pazar günü erkenden balık pazarı yolunu tuttum sabah 9 gibi balık pazarındaydım aslında insanlar sabah 5 te buraya geliyorlarmış balık pazarı üç kısımdan oluşuyor balık, meyve, sebze, giysilerin satıldığı bölüm, balık mezatının yapıldığı bölüm ve büyük bir hangar, içi tıka basa insan dolu, biralar, balık ekmekler, kahveler, canlı müzik ve dans eden mutlu yüzler çok ama çok beğendim aynı atmosfere büründüm insanlar gerçekten sabahın bu saatinde bu enerjiyi nereden buluyorlar yada belli zamanlarda maskemi takıyorlar onlarla gülüp eğlenirken bunları da düşünmeden edemedim bir müddet sonra çıktım yürüdüm yürüdüm Hamburg’u karış karış gezmeye devam ettim hep yürüdüm havaalanı- şehir transferi hariç hep ayaklarım bana eşlik etti Hamburg kanallarla dolu liman şehri, aslında şehrin yüzü soğuk ama göl, kanallar, modern ve eski yapılar bu soğuk yüze biraz daha hayat katmakta ve cazibesini arttırmaktaydı…

Her zamanki gibi kiliseleri gezdim, mum yaktım dualar ettim gezilecek yerlerin ana başlıklarını aşağıda yazdım belki bir gün faydası olur diye ama bunların içlerinde kapalı mekan olarak en çok beğendiğim Miniatur Wunderland oldu adeta düşler mekanı, Frederik-Gerrit Braun kardeşler tarafından dizayn edilmiş. Farklı bölümlerden oluşmakta birinde Kunffingen adı verilen bir kent var. Bu düşsel kent, hava limanına, tren istasyonuna, itfaiye teşkilatına kısaca bir kente bulunması gerekli birçok şeye sahip. Amerika’dan, Avusturya Alplerinden, Roma’dan İsviçre’den, Hamburg’tan esintiler taşıyan aslına uygun küçük modeller çok ama çok ilginç ve sabır gerektiren objeler  Modellenmiş uçaklar (THY de var), istasyondan kalkan trenler, kamyonlar, otomobiller, çimento fabrikası, hazır beton tesisi (iş burada da beni bırakmadı) dağlar, tepeler, ve daha niceleri…yolunuz düşerse mutlaka görün gidin derim…
Hamburg Gezilecek Yerler Listesi
1. Rathausmarkt & Hamburg Belediye Sarayı
2. St. Michael Kilisesi
3. Balık Pazarı
4. Miniatur Wunderland
5. Alster Gölü
6. Kunsthalle Hamburg
7. Planten un Blomen Park
8. Uluslararası Denizcilik Müzesi
9. Aziz Nikolai Kilisesi
10. Jungfernstieg
11. St. Pauli
12. Mönckebergstrasse
13. Museum für Kunst und Gewerbe Hamburg
14. Elbphilharmonie

Hadi bakalım yürümeye devam daha görülecek çok sokaklar, caddeler, içilecek kahveler, yenecek pastalar var yukarıdaki yazdıklarımın hemen hemen hepsine gittim üçüncü günün son akşamında en sevdiğim market alışverişimi yaparken artık yürüyecek takatim kalmadığı dizimdeki problemin nüksettiği ağlamak üzere olduğum yürüyüş gezmelerin sonunda adım sayara baktığımda üç günde tam 47 km yürüdüğümü gördüm vaaawww bu bir rekordu Salı gününü Çarşambaya bağlayan gece yarısını 2,5 saat geçe eve vardım ve yine bıraktığım yerden devam koşuşturmacalar, çalışmalar, çabalar…dinlenmiş çok huzurlu dönmüş bir ruh…